Erzurum'un ilk düşünce derneği
                                 gönülde, fikirde, eylemde biriz; şehrimiz için varız                       04.08.2020 Salı
Doç. Dr. Aslan GÜLCÜ
06.12.2011
ENER VE ÖLMÜŞ TAVUKLAR

Buzun ve karın anavatanı Erzurum’da çok garip olaylar oluyor, ama olması gereken de bir türlü olmuyor.
Kış turizmini dedik olmadı.

 Dağa otelleri kondurduk olmadı… Yollar yaptık olamdı, havalimanlarından yollar, köprüler, garajlar, parklar yaptık olmadı…


Ruslar gelecek dertler bitecek dedik olmadı. Ne ruslar geldi, ne detler bitti.


Kış olimpiyatları olsun gerisi kolay dedik, o da yıldırım gibi geldi, içiziden şimşek gibi geçti, yine olmadı.


Tesis yok onun için olmuyor diyenlerin başına atlama kulelerinden çığ düştü, yine olmadı.


Benim evim atlama kulelerinin tam karşısında. Her gün yeni bir soğuk hava dalgasıyla uyanıyor ve kulelere bakıyorum: Hiç kimse yok!


Kar yağınca, koşarak balkona çıkıyor kulelere bakıyorum, hiç kimse yok!


Termometre – 50 yi gösteriyor, artık tek potur ile dışarı çıkılmıyor, 3 poturu üst üste giyip yürürken dönüp o mahsun kulelere bakıyorum, hiç kimse yok.


Arabama atlıyorum, Yenişehir, Mahallebaşı, Ilıca yolu buz hokeyi salonlarını geziyorum, hiç kimse yok!
Konaklıya, Kandilliye, Laleliye gidiyorum hadi, hadi diyerek, oralarda da in-cin top bile oynamıyor.


Sekiz ay kışı olan bu şehrin Allah’tan başka sahibi yok!
Devletin, Devlet büyüklerimizin aklına Erzurum gelmiyor.
Taşı sıkıp suyunu çıkaran zenginlerimiz, buzu sıkıp suyunu çıkarmak istemiyor.


Bakanımızın işi-gücü var O tamam… da anlı şanlı milletvekillerimiz mecliste memurluk yapmaktan dönüp memleketlerine bakamıyor, Erzurum için bir şey düşünemiyor ve yapamıyorlar.


Hani en uzun parkur bizdeydi? Palandökenin tepesinden kaymaya başlayan biri hiç durmadan Dumlu’ya kadar rahat 40 km yol yapar. Kim kaydı, kime gösterdiler, kim reklam yaptı?
Hani nerde?


Dubainin adamı +40 derecede kapalı kayak salonu kurmuş, dünyanın beş bir yanından insanları “yapay buz” un üstünde 200 m kaydırıp turizm gelirini arttırıyor. Bizim caddemiz sokağımıza dahil her taraf “doğal kayak alanı” dönüp bakan yok.


Erzurum’un tek düşünce kuruluşu olan ENER’imizin başkanı V. Nafiz Aksu nihayet söyleyeceğiniz söyledi: “KIŞ EKONOMİSİ”
Kış turzimini de içine alacak şekilde acil eylem olarak planın uygulanmasını ana başlıklarıyla ortaya koydu. Duyan var mı? Biz donmuşuz tamam da, bizden başka kulakları buz tutanlara ne demeli!
Güneydoğumuzun başına terör nasıl (geçici) bir bela ise, aşırı kar ve soğuk da Erzurumlunun asla gideremeyeceği acı ve ağır bir kaderdir.


Hepimiz Ermeniyiz diye sokağa dökülenlerin, “Erzurum Donuyor “ diye ağlayarak yürüyüş yapması gerekir.


Sivil Toplum Kuruluşları, mahalli ve yerel idareciler, üniversiteler, resmi kuruluşlar, vakıflar, dernekler, parti başkanları ve topyekün halk “DERDİNİ DEVLETE ANLATMALI”
Devletimiz de günden güne donarak fosilleşen Erzurum için birinci, ikinci ve üçüncü 5 yıllık kalkınma planı yapmalı ve acilen uygulamaya konmalı.


2011 de buzun üstün yapılan makyaj da donmuştur. Bu makyaj – 50 ye üflenen bir nefes olmuş, o da üflendiği dakikada havada donmuştur.


Daha kuvvetli, akıllıca ve sürekli bir nefes gerekmekte. Devletin ve Devletlularımızın nefesi…


Geçen gün bir rapor okudum: Erzurum’da tarıma açık toprakların %10 u kullanılıyormuş, %90′ ı kullanılamıyormuş. Birisi de çıkıp demiyor ki güneş vardı da biz mi ekmedik? Yağmur yağdı da biz mi içtik?


Unutulan yaz-bahar mevsimleri geldi de biz mi tarım yapmadık?
Soğukta çiçek açan, kar yağınca meyve veren bir ağaç vardı da biz mi dikmedik?


Güneydoğu’da kavrulan arazilerinin zararını Devlet’ten alanlar gibi tarlasını soğuk vurup donduran dadaş çiftçi henüz böyle bir yardımı aklından bile geçirmedi.


Yakacak parasını denkleştirmekte zorlanan memur eti-sütü unuttu.


Doğal gazın taksidini veremeyen babalar evlerine mandalina alamaz oldu.


Arabasına kışlık lastiği ikinci elden alanlar mı dersiniz… Sırtına en kalın kaban, içlik, yün süveter, atkı, yün papak, kışlık elbise, kışlık ayakkabı. Anne-baba, bir kaç çocuk, hepsine kışlık alan aileler…


Kışlık yakıt taksidini denkleştirmeye çalışan dar gelirli eti-sütü unuttu.


Kömüre, doğal gaza para biriktiren memur mandalinayı unuttu.
Caddelerde yün yorgan ile, battaniye ile gezenlere az mı rastlaldık?


Ama 2000 metrede karın-buzun altındaki serasında “mantar” yetiştiren Dadaşlar da var.


Nerde yetiştiriyor derseniz? Cevap, tabii ki “Dadaşın sıcak yüreği”nde olacak…


Dadaş, Erzurum’un karlı ovasını Çukurova yapamaz ama Dadaşova yapabilir!


Dadaş, teknolojiyi Erzurum Vadi’de diriltecek bilim adamı var ama bir şey yok!


Dadaş, teknokette nanoteknoloji ile buluşlar yapacak ama Ankara’daki Adanalı genel müdürlerin “Erzurum’dan bir şey olmaz”ı devlet politikası oluyor.


Velhasılı Dadaş, ölmek istemiyor.


10 yıl önce görüştüğüm arkadaşım beni görünce, “hiç değişmemişsin hocam” dedi. Ben de: “dipfrizde tavuk nasıl buzlanıp değişmiyorsa biz de aynen donmuş bir vaziyetteyiz” demiştim.


Buzluktaki ölmüş tavuklar gibiyiz
Bizi kim diriltecek?

 


Yazarın Önceki Yazıları