Erzurum'un ilk düşünce derneği
                                 gönülde, fikirde, eylemde biriz; şehrimiz için varız                       24.06.2021 Perşembe
Vahdet Nafiz AKSU
28.02.2011
“YENİ DADAŞLIK RUHU”NU İHYA VE KENT GELECEĞİNİ İNŞA DAVASI

Bir yandan demografik alanda olumsuz gelişmeler yaşıyoruz. Diğer yandan edebi ve fikri sahada ciddi bir kuraklık afeti hüküm sürüyor.

 

Çevresel kültürsüzlük, “merkezi kültürü” kuşatıyor. Ve biz bu kültürel temel aşınmasını giderecek tedbirlere yönelmiyoruz. Böyle bir kaygı, böyle bir heves, böyle bir mesele gündemimizde hiç yok.


 

Ruhunu zamanın tahripkâr ellerine teslim etmiş kentleri gördükçe içim acıyor. Böyle şehirler, yaşıyor görünseler bile gerçekte çoktaaan “ruh teslim etmiş” beldelerdir.

 

Kentlerin zevali, kadim kültürleriyle çağdaş değerleri sentez edemedikleri noktada başlar… Erzurum’da,  tarihi süreç içinde “değişime direnmeyen” makul ve pozitif bir muhafazakârlık anlayışının hâkim olduğu kanaatindeyim.

 

Şehir bugüne kadar, bu özelliği sayesinde hem kültürel değerlerini kısmen koruyabilmiş, hem de “kökü mazide olan ati” duruşunu sergileyebilmiştir.

 

Peki, şu anda vaziyet nicedir ve seyir hangi istikamete doğrudur? Özellikle son otuz-kırk yıllık dönemde yaşanan “kültürel temel aşınması” şehir kimliğini tehdit eder hale gelmiş midir?  Sanırım bu, üzerinde ciddiyetle düşünmemiz gereken bir konudur.

       

Kalkınma yolunda dikkate değer atılımlar sergileyen şehrin,  kültürel kalkınma konusunda aynı başarıyı gösterdiğini söyleyemiyoruz. Kalkınma ve refah hedeflerinden bahsederken, işin kültürel boyutunu hep ihmal ediyoruz, sanki hiç böyle bir meselemiz yokmuş gibi davranıyoruz. Öğle değil mi?

 

Hem resmi otoritelerin, hem de sivil toplum kuruluşlarının edebî, kültürel, fikrî alanlarda ciddi bir çabasını, planını, projesini söyleyebilir misiniz bana? Bunları bırakınız demeç ve açıklamalarda bile “kültürel atılım idealinden” bir küçük kırıntı bile bulamazsınız. Yani bu mühim konu “atış menziline” bile girmiyor!

 

Şehir aydını şunu unutmamalı. Erzurum sadece coğrafi bakımdan faal bir fay hattı üzerinde bulunmuyor. Çok hareketli ve yıkıcı bir kültürel fay hattı üzerinde oturuyor.

 

Bir yandan demografik alanda olumsuz gelişmeler yaşıyoruz. Diğer yandan edebi ve fikri sahada ciddi bir kuraklık afeti hüküm sürüyor.

 

Çevresel kültürsüzlük, “merkezi kültürü” kuşatıyor. Ve biz bu kültürel temel aşınmasını giderecek tedbirlere yönelmiyoruz. Böyle bir kaygı, böyle bir heves, böyle bir mesele gündemimizde hiç yok.

 

Ne fikrî, sosyal, ilmî zemini sağlamlaştırıcı hamleler; ne de kültürel kolonları muhkem hale getirici çabalar içindeyiz.

 

Yüce ruhlu, engin kültürlü dadaşlık timsali hemşeriler ya ebediyete yahut başka bir diyara göçtüğünde yerleri doldurulamazsa, o şehrin baykuş barınağı haline gelmesinden daha doğal ne olabilir?

 

Şüphesiz bugüne kadar tüm olumsuzluklara rağmen Erzurum kimliği belli ölçüde ayakta kalmayı başarabildi.  Peki,  “Erzurum kimliğini kuran ve ayakta tutan değerler bütünü nedir?”  Bunu 

“harbi ve hasbi dini ve milli duyarlılık” olarak özetleyenler, galiba doğruyu ifade etmiş oluyorlar.

 

Kimliğimizi dış tesirlerin ağır tahribinden kurtaran en tesirli kalkan, yukarıda belirttiğimiz meziyetlerle bezenmiş insan hazinemizdir. “Dadaşlık” diye tanımladığımız yüce ruh hali ve rafine hayat felsefesinden beslenen yaşam biçiminden daha muhkem sosyal kale hayal edebilir misiniz?

 

Kadim şehirlerin “Ruh”u vardır. Bu ruh, “hemşeriyi” şekillendirir. Sonra “hemşeri” şehrin ruhunu yoğurup yeni ve daha zengin şekle sokar. Nesiller boyu bu karşılıklı, bereketli alışveriş sürüp gider.

 

Kuşaktan kuşağa taşındıkça yenilenen, zenginleşen “şehir kimliği” oluşur böylece. 

 

Söylemeye çalıştım ya… Tevarüs ettiğimiz şehir kültürünün geliştirilip geleceğe taşımak gibi bir görevi var şehir elit’inin…

Bunun için de öncelikle kültürel ve entelektüel üretim kabiliyetinin geliştirilmesine ihtiyaç var. 

 

Ayakları, Yakutiye ve Çifteminareli Medreselerin sembolize ettiği mazide…  Beyinlerini, Atatürk Üniversitesi ve Erzurum Teknik Üniversitesi’nin temsil ettiği çağdaş bilimin şekillendirdiği… Ruh kökleri milli ve ahlaki değerlerden gıda alan Erzurum gençliği kuşkusuz bu şehri daha ileri noktalara taşıyacaktır…

 

Şehrin kültürel, edebi, fikri atılımı için ciddi mesaiye ihtiyaç olduğunu söyleyelim ve ilgilileri “ilgiye” davet edelim.

 

 

 


Yazarın Önceki Yazıları
24.05.2010   Doku Mühendisliği Bölümü Açabilir miyiz?
21.07.2010   ORGAN NAKLİ MERKEZİ'NİN YENİ DÖNEMİ
28.07.2010   ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
09.08.2010   ADINA ERZURUM DEMİŞİZ
23.08.2010   ENER STRATEJİ MERKEZİNİN SON ÖNERİSİ
30.08.2010   KİMİ NE HAKLA, NASIL AFFEDECEKSİN?
30.09.2010   İKİ HALK BİR MİLLET, TEK EĞİTİM DİLİ TEK DEVLET
04.10.2010   Erzurum, Hafızasını yitirmiş bir şehir olmamalı
11.10.2010   HANEFİ AVCI DİYOR Kİ
21.10.2010   BİR BULUT VARDI YAYLADA
01.11.2010   MALATYA GÜNLEDİNDE KADAYIF DOLMASI YEMEK
16.11.2010   KURBAN İLE KURBAN OLDUN MU SEN?
27.12.2010   ALAVERE DALAVERE DEVLET ÖCALAN'I SALIVERE
13.01.2011   ERZURUM ZİRVESİNİN ÖNEMİ
15.01.2011   ERZURUM “MIKNATIS ŞEHİR“ OLABİLECEK Mİ?
23.01.2011   YAĞDIR MEVLAM KAR
27.01.2011   WELCOME THE WORLD'S YOUNG PEOPLE, BE A PART OF ERZURUM
14.02.2011   ATANMIŞIN SESİ SEÇİLMİŞTEN ÇOK ÇIKARSA