Erzurum'un ilk düşünce derneği
                                 gönülde, fikirde, eylemde biriz; şehrimiz için varız                       24.06.2021 Perşembe
Ayhan BORA
24.01.2011
Kaliteli İnsan

Toplum refahını artıracak, sınai, ticari, iktisadi, fikri ve edebi alanda gelişimine katkı sağlayacak, topluma rehberlik edecek, müteşebbis, edebiyatçı, bilim ve düşün adamının yetişememesinin temel nedenlerini sosyal yapımızda ya da kültürel dokumuzda aramamızın hem insanımıza hem de tarihimize haksızlık olacağı inancını taşıyorum.

Çünkü, bu kadar köklü bir devlet geleneğine, tarihe, kültüre sahip olan Anadolu insanının kendisine sunulan fırsatları değerlendirememesi, değişimi takip edememesi ya da yakalayamamasını düşünmenin, onun tarihine, kültürüne, edebiyatına olduğu kadar zekasına, teşkilatlanmada ve olaylar karşısında vaziyet alarak birlikte hareket etmede gösterdiği üstün kabiliyete de hakaret olacağını düşünüyorum…

Peki; toplumun büyük yığınlarının gerek kendilerini, güncel hayatlarını yakından ilgilendiren gerek ülkenin yüksek menfaatleri ile ilgili olan politikalar karşısında  tepkisiz kaldığını ve derin bir uykuda olduğunu düşünüyor olmamızın temel sebepleri nelerdir? Neden bu geniş yığınların sorgulamadığını, olumsuzluklara karşı tepkisiz kaldığını düşünüyoruz…?

Toplum hafızasının yanında umudunu da yitirmiştir… Yıllarca kendilerine vaat edilmiştir. İş vaat edilmiştir. İyi bir eğitim vaat edilmiştir. İyi sağlık hizmeti alacağı vaat edilmiştir. 500 günde enflasyonun yüzde yüzlerden tek haneli rakamlara çekileceği ve herkese iki anahtar (ev ve araba) verileceği  vaat edilmiştir… Toplumun zekasıyla alay edilmiş, ahlaki değerleri ile oynanmış ve yozlaştırılmış, kısaca hücreleriyle oynanmış ve DNA’sının bozulmasına sebep olunmuştur.

Toplumun kendisini dinlemesine, kendi içindeki cevheri keşfetmesine ve ekonomiden sanata, ticaretten bilime her alanda dünyayla rekabet edecek gücü ortaya çıkarmasına yardımcı olacak; sadece önündeki engelleri ortadan kaldırarak, özgüvenini kaybettirecek uygulamalardan ve buhranlardan ülkeyi uzak tutacak ekonomik ve sosyal politikaların üretilmesi ve uygulanması yerine; ülkesi ile birlikte büyük bir ulusu ve devleti nasıl kurduğunu unutarak,  halkı;  sadece iktidar olmak için seçim sandığı başında ihtiyaç duydukları bir oydan ibaret sayan, kendi benliğinden uzaklaştıran ve bütün sorunlarının çözümünü devletten bekleyen bireylerden oluşan tepkisiz, verilenle yetinen, azarlanan, sesi çıktığında anarşist olarak nitelendirilen topluluklar haline getiren politikaların uygulanması, Türk insanının özgüvenini yitirmesine ve kendi tarihsel ve eşsiz kültürel kimliğinden uzaklaşmasına yol açmıştır.

Milli, manevi ve temel ahlaki değerlerden yoksun bir insanın, ne kadar donanımlı olursa olsun, hangi bilgi birikimine sahip olursa olsun, topluma faydalı olabilmesi, toplumsal sorumlulukla hareket ederek, sahip olduğu bilgi ve birikimi gerçek manada toplumun yararına sunabilmesi mümkün değildir.

 

Kalifiye insan olmak, kaliteli insan olmak demek değildir.

 

Nietzsche’nin dediği gibi “insanın ölçüsü insandır”  ve insan olmak lazımdır…

 

Batı felsefe tarihinin en önemli temsilcilerinden biri olan Bertrand Rusell alt yapı-üst yapı ilişkisinin karşılıklı etkileşime bağlı olduğunu belirtir… Ancak, temel belirleyici olan alt yapıdır.

Kısaca, tarihinden, edebiyatından, kültüründen, sanatından ve temel evrensel değerlerinden yosun bir milletin, ekonomik gelişiminin, toplumsal refahının ve bireylerinin mutluluğunun sağlıklı ve kalıcı olabilmesi mümkün değildir.

 

Alt yapı her zaman üst yapıyı belirler… ve kalıcı kılar.


Yazarın Önceki Yazıları
13.01.2011   Toplumun Temel Yapı Taşı (Nüvesi) Olan İnsan