Erzurum'un ilk düşünce derneği
                                 gönülde, fikirde, eylemde biriz; şehrimiz için varız                       23.06.2021 Çarşamba
Ayhan BORA
13.01.2011
Toplumun Temel Yapı Taşı (Nüvesi) Olan İnsan

SOSYO-POLİTİK YAPI   

SOSYAL YAPIYA GENEL BAKIŞ

 

    Toplumun Temel Yapı Taşı (Nüvesi) Olan İnsan

          (Benliğini Arayan Milletin Onurlu Bireyleri Olmak…)

 

Cumhuriyet tarihi boyunca, gerek tek parti döneminin kendine özgü politikaları gerek bu politikaları uygulayan kadroların; halkın değerleri ile bağdaşmayan jakoben tutumu; ne yazık ki millet olma şuuruna erişememiş geniş halk kitlelerinin, ümmet olmaktan kurutulup, vatandaş olma bilincine erişebilmesi, genç Türkiye Cumhuriyetinin onurlu birer vatandaşı ve Anayasada belirtilen hak ve yükümlülüklerinin farkında olarak, modern ve çağdaş bir yaşam sürdürebilmesi için halkı değiştirme ve dönüştürme yolundaki iyi niyetli ancak halkın desteğinden ve gerçeklerinden uzak çabaları; geleneksel İslami değerlerle yaşayan, tutucu sayılabilecek ve bilinçli olmayan bir muhafazakârlıkla örfi ve ananevi davranışlara bağlı halkın, devletten ve onun kurucu felsefesinin benimsediği temel ilkelerden uzaklaşmasına ve zaman zaman çatışmasına sebep olmuştur.

 

Çok partili döneme geçişle birlikte, millet iradesinin iktidar olma ve kendi değerlerini egemen kılma ve yaşama çabası, devlet ve onun kurucu unsurları ile millet ve milletin değerleri arasında yaşanacak ve belki de günümüze değin sürecek egemen güç olma kavgasının başlamasına ve cumhuriyetin değiştirme ve dönüştürme projesinin bir hesaplaşma sürecine dönüşmesine yol açmıştır.

Bu sürecin dönemin siyasi iktidarları ve aktörlerince iyi yönetilememesi, gösterilen zaaflar, iktidar olma hırsı, yaşanan toplumsal çalkantıların ve siyasal olayların ekonomik geri kalmışlıkla birleşmesi, anarşi ve terörü doğurmuş, bu durum müdahalelere meşru bir zemin hazırlamıştır. Yaşanan her müdahale toplum hafızasını silmiş ve cumhuriyete ve demokrasiye bağlı bireylerin yetişmesi yerine rejimle kavgalı yeni nesillerin doğmasına sebep olmuştur.

 

Düşünceyi, kurallarını kendisinin belirlediği, hiçbir norma bağlı olmayan ve evrensel değerlerle bağdaşmayan, meşruiyetini kendinden ve elindeki silahlı güçten alan, sözde Anayasal düzeni koruma ve kollama görev ve yetkisini ortadan kaldırdığı Anayasaya dayanan bir yasal düzenlemeden alan devlet düzeni için elbette doğal olarak suç sayan bir anlayışın insanlık dışı uygulamaları; toplumsal hafızasının silinmesine sebep olduğu büyük bir milletin bireylerinin, kendi tarihinden ve kültüründen uzaklaşmasına, yozlaşmasına, okumayan, düşünmeyen, eleştirmeyen ve sorgulamayan, rüzgar ne taraftan eserse o yöne giden silik vatandaşları haline getirmiştir.

 

Erzurum insanı da bu genel panoramanın bir parçası olarak, bu milletin diğer fertleri ile aynı kaderi paylaşmıştır ve ne yazık ki halen paylaşmaktadır...

 

Demokrasi ile yönetilen ülkelerde, rejimi ve toplumu ayakta tutan en önemli şey erdemdir, erdemli insanlardır. Erzurum tarihi boyunca ev sahipliği yaptığı bütün kültürler ve uygarlıklar boyunca hep erdemli insanların yaşadığı, büyük şahsiyetleri yetiştirmiş bir coğrafya olarak bilinmiş ve anılmıştır.

 

Toplumu; bu derin buhranlı dönemlerin psikolojik travmalarından kurtaracak, tekrar milli ve manevi değerlerine bağlı, ancak, okuyan, araştıran, düşünen, sorgulayan, hak arayan ancak kavga etmeyen ve meşruiyetini tartışma konusu yapmayan, bireysel ve toplumsal sorumlulukla hareket ederek, siyasi otoritenin ya da karar vericilerin politikalarını ve uygulamalarını demokratik yollarla denetleyen, kısaca oto-kontrolünü sağlayan ve tarihi derinliği olan belleğine kavuşturacak, gerçek manada toplum mühendisliği yaparak aydınlığa kavuşturacak, ayrıştırıcı değil birleştirici toplum önderlerine her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğu açıktır.

 


Yazarın Önceki Yazıları