Erzurum'un ilk düşünce derneği
                                 gönülde, fikirde, eylemde biriz; şehrimiz için varız                       23.06.2021 Çarşamba
Vahdet Nafiz AKSU
24.05.2010
Doku Mühendisliği Bölümü Açabilir miyiz?

“MÜKEMMELİYET MERKEZİ OLMA”  şANSIMIZ VAR MI?

 

İkinci Üniversite hakkındaki ısrarlı yazılarım yüzünden okuyucuya gına geldiğinin farkındayım. Köşe yazarlığının doğasında vardır bu. Önemsediğiniz konularda çoğu zaman sonuç alamazsınız, tekrar yazma zorunluluğu doğar.

 

İkinci Üniversite’nin bölümleri üzerinde tekrar durmak isteyişimin  bazı nedenleri var. “Üniversite’nin adı ne olsun, yeri neresi olsun” tartışmaları sürerken gündeme Anayasa değişikliği geldi. Siyaset doğal olarak bu konuya kilitlendi. Tam o süreç bitmişti ki, bu sefer de derya denize dalıverdik. Kılıçtaroğlu rüzgarı işin cabası.

 

Nihayet ortalık oldukça sakinleşti. Artık siyasi heyet, bu önemli şehir meselesine daha çok vakit ayırma imkanı  bulacaktır. Aldığım haberlere ve gözlemlerime göre zaten bazı değerli milletvekillerimiz  o yoğunlukta bile “Üniversite meselesini” rafa kaldırmamışlar, girişimlerini sürdürmüş-ler.

Bundan böyle başta sayın Vekillerimiz olmak üzere;  Sayın Vali, Büyükşehir Başkanı ve Rektör  Bey’in arz edeceğim iki husus üzerinde yoğunlaşmalarında yarar görüyorum.

 

·        Üniversitelerimizden birinin Mükemmeliyet Merkezleri arasına girmesi,

·        DOKU MÜHENDİSLİĞİ Bölümünün mutlaka açılması..

 

MÜKEMMELİYET MERKEZİ UYGULAMASI ÇOK MÜHİM

 

Son yazılarımda “Teknoloji Üniversitesi” isminde ısrar ettiğimi hatırlayacaksınız. Önüne ne sıfat gelir, o ilgililerin kararı...Mühendislik Fakültesine hangi bölümleri önerdiğimizi meraklıları o yazılarda bulabilir.

 

Teknoloji adına ve bazı bölümlere vurgu yapmam boşuna değildi. Türkiye Üniversiteleri, Üniversite sayısının da artamasının fiili ve dogal  sonucu olarak, iki ana katagoride kümelenecekler.

 

Üniversitelerimizin beş on tanesi, SÜPER BİLİM LİGİNDE oynayacak, geri kalanlar ise birinci lig, ikinci lig, amatör ligde  “Yerel bilim merkezi” olarak kalacak.

 

Aslında bu kaçınılmaz bir durum. Tüm dünyada da öyle değil mi? Uluslararası şöhrete sahip bilim adamlarının araştırma yaptığı, ders verdiği, kürsü sahibi olduğu Üniversitelerle  ile imkanları bulamayanların arasında elbette fark olacak.

 

Üniversiteler öyle kolay kolay kurumsallaşabilen, bilimsel şöhreti  kolayca  yakalayacak kıvama gelen müesseseler değil… SÜPER BİLİM LİGİNE  tecrübe, birikim, güçlü kadro ve güçlü yatırımla çıkılabilir.

 

Yayınlarıyla, buluşlarıyla, icatlarıyla, araştırmaya ayırdıkları kaynaklarla kimi üniversiteler “Bilimsel cazibe merkezi” haline geliyorlar ve birer “Beyin mıknatısına” dönüşüyorlar.

 

Türkiye’deki Devlet Üniversiteleri’nin hangi ligde oynayacağı hususu büyük ölçüde “Kamu Otorotesi’nin takdirine” bağlıdır. Ayrıcalıklı uygulamalara girebilirsen ne ala…Fazla ödenek koparırsan, ek araştırma geliştirme payı ayarlarsan…Büyükler arasında yer alabilirsin…Kendi gelir kaynağın, mütevelli heyetin, gelir sağlayıcı kaynakların yoksa, sırf “Yönetim becerisiyle” “Dev bilim fabrikalarıyla” nasıl yarışacaksın?

 

İşte bakın, YÖK sihirli destek değneğini bazı üniversitelerimize dokundurmuş bile… “Mükemmeliyet Merkezleri” şeklinde yeni bir yapılanmayı başlatmış…

 

Gelin, uygulamanın içeriğini Sayın YÖK Başkanımızın daha önce basına yaptığı bir açıklamadan öğrenmeye çalışalım. Bakın ne diyor Sayın Hocamız;

 

“ Üniversitelerimize, 'Evet eğitim öğretim yapın ama ülke için artı değer de yaratın’ diyoruz. ODTÜ, İTÜ, Yeditepe, Yıldız Teknik, Bilkent gibi 4-5 üniversite seçerek 'Mükemmeliyet Merkezleri'ne dönüştürmeyi düşünüyoruz.

 

İçinde Ulusal Araştırma Enstitüleri de olacak. Mükemmeliyet Üniversiteleri'ni 2547 sayılı yasanın kapsamı dışına çıkarabiliriz. Teknik donanım tedarikini teşvik ederiz. Ayrıca mali esneklik de sağlarız. Dünya çapında uzmanlar mı gelecek. Gelsin. 15 bin dolar mı istiyor. İstesin. Mükemmeliyet Merkezleri oluşturulsun. Buralarda ekip kurup birkaç yıl çalışsınlar. Gen, nano teknoloji, kök hücre gibi alanlarda ülke yeni bir ivme ve vizyon kazansın. Bu yıl YÖK'e tahsis edilen 250 milyon lirayı bu tür Araştırma Enstitüleri için kullanabiliriz."

 

Sayın Başkanın Türk Üniversitelerine gerçekten çağ atlacak bu projesini avuçlarımız çatlayıncaya kadar alkışlamaya hazırız. Bir şartla…Atatürk Üniversitesi, yahut yeni kurulucak  üniversetimiz bu kapsama kesinlikle alınmalıdır.

 

Mükemmeliyet Merkezlerinin Ankara ve İstanbul ile sınırlandırılması, projenin büyükülğüne görge düşürüyor. Elbette çok yaygınlaştırılması da amaca uygun olmaz. Doğu Anadolu adına Atatürk Üniversitesi veya yeni ünivresitemiz kesinlikle bu kapsama dahil edilmelidir.

 

Bilimsel kaymağın belli merkezlerde toplanması, bu işin kamu eliyle kotarılması…Bilimsel bölüşümde ciddi bir haksızlıktır, dengesizliktir. Adil değildir, hakça değildir.

Neden  Erzurum’un “Mükememliyet Merkezleri arasında yer almasında” ısrarlıyım? 

İki sebeple…

 

Bir, Başkanın açıklamalarını okudunuz…Getirilen ayrıcalıkları, muhtemel maddi kaynakları müşahade ettiniz. Bilimsel çalışma kaynak ve destekle olur…Eğer o kapsama giremezsek “YERLEŞKELİ LİSE” olmamız mukadderdir.

 

İki, ikinci ünivresite için önerdiğimiz çok önemli bölümlerin varlığı ancak bu kapsama girmekle mümkün olacaktır. E, zaten dünya çapında bilim fabrikası olma şansını bu yolla yakalayamazsak, on sene sonra “Üçüncü sınıf taşra ünivresitesi” tabelasını hiç çekinmeden iki Ünivresitimizin kapısına da asabalirsiniz!

 

 Erzurum’da mutlaka açılması gerektiğini düşündüğümüz DOKU MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ  üzerinde de yarınki yazımızda duralım.


Yazarın Önceki Yazıları