Erzurum'un ilk düşünce derneği
                                 gönülde, fikirde, eylemde biriz; şehrimiz için varız                       23.06.2021 Çarşamba
Vahdet Nafiz AKSU
30.08.2010
KİMİ NE HAKLA, NASIL AFFEDECEKSİN?

Referandum öncesi gelişen bazı durumları mercek altına bir röportaj yaptı bizimle, HABERX sitesi yazarı Hülya OKUR… Verdiğim cevapları sizinle de paylaşmak istedim.

H.OKUR-Geçen mart ayında, CHP Grup Başkanvekili olarak Batman’da yaptığı bir konuşmada, “Toplumsal barışın bir parçası olacaksa genel affa ‘evet’ deriz” diyen ve o dönem genel başkan olan Deniz Baykal’dan, “Şu sırada böyle bir şeyin hiçbir ortamı yok. Bu sözler yanlış sözler” şeklinde tepki alan Kılıçdaroğlu sizce doğru yolda mı? Genel affın CHP ve Türkiye’ye maliyeti ne olabilir? Habur Kapısı’ndan teslim olan PKK’lılar ya da PKK’yı muhatap alma konusunda Başbakan’ı sert eleştiren Kemal Kılıçdaroğlu ne kadar tutarlı bir yol izliyor sizce?

VNA- Kürt sorunu deyince aklımıza iki ana unsur geliyor.

Bir, PKK ve BTP ile alakası olmayan, en zor koşullarda bile onlara destek vermeyen; vatanına bağlı, bayrağı uğruna kan döküp, can veren Kürt halkı…

İki, Kürt halkını temsil iddiasındaki silahlı eşkıya güruhu…

Bu iki unsur birbiriyle ne kadar irtibatlı, bir biriyle ne kadar iç içe? PKK, söylem ve eylemlerinde topyekûn Kürt halkı adına hareket ettiğini iddia etse de gerçek bu mudur?

Aslında gerçek durum çok net ve açık… Rakamlar ortada… PKK güruhunu dört Kürt’ten üçü desteklemiyor, onun elbiseleri hala barut kokan meclisteki mangasına oy vermiyor. Belki güvenlik koşulları tam sağlansa ayrılıkçı unsurlara destek daha da düşecek…

Bu kesin gerçeğe rağmen,  bugüne kadar siyaset inşacılarının bazıları ikinci bölümü muhatap alan bir tavır sergilediler. PKK ve siyasi bağlantıları, hiç hak etmedikleri bir sanal güce, bir psikolojik üstünlüğe sahip oldular. Önlem ve uygulamalarda hep onların gözünün içine bakıldı, onları memnun etme yarışına girildi.

Hâlbuki kürt sorununun çözümü için her ne yapılacaksa, doğrudan halk kitlelerine yönelik yapılmalıdır. Arada kandan nemalanan siyasi simsarlar, örgüt eskileri, üniformaları hala kan kokan militanlar olmamalıdır.

 CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçtaroğlu’nun genel af açıklamasını bu çerçevede değerlendiriyorum. Kılıçtaroğlu,  bu yaklaşımıyla Mehmet AĞAR’IN “Düz ovada siyaset” söylemine benzer tarihi bir hataya düşmüştür. Sonuçları da benzer olacaktır. Sayın Genel Başkan  “Biz toplumun her kesimini kucaklayacağız.” Diyor, af önerisini gerekçelendirirken... Eşkıyayı kucaklamak, toplumun her kesimini kucaklamak mı oluyor, yani! Hadi canım sende!

Bu acul açıklamanın CHP’ye faturası ağırdır. Böyle bir açıklama için bir tek Kürt bile CHP’ye oy vermez, Türk tabanından ise kitlesel oy kaymaları meydana gelebilir.

Sayın Kılıçtaroğlu, dümensiz gemi politikasını, CHP’Yİ siyaset mayınlarına çarptırmadan terk etmelidir. Kılıçtaroğlu, şu ana kadar gündemi tayin ve tespit konusunda başarılı bir liderlik sergileyemedi.

Habur meselesindeki sert çıkışıyla, genel af söylemindeki yumuşaklığı açık bir çelişkidir, önemli bir liderlik zaafıdır. Öcalan’la görüşme meselesinde kıyametleri koparan da kendisidir, Öcalan’ın en önemli talebi olan genel af konusunun sözcülüğünü yapan da kendisi… Durup dururken diğer partilere inanılmaz bir gol pası vermiştir Kılıçtaroğlu ve referandumun altın golünü kalesinde görmüştür.

Yakın geçmişte şehit yakınlarını TBMM kulislerine götürerek sembolik sahiplenme jestleri yapan CHP, şimdi meydanlarda bu yüreği yanık ana babalara ne diyecek, ne diyebilecek?

Bu, ciddi liderlik ve önderlik zaafları devam edecekse… İktidar partisinin EVET kampanyasına hiç gerek yok. Kılıçtaroğlu, EVET için yeter!

H.OKUR- Referandum yarışı daha çok genel seçim havasında yürütülüyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun türban sorununu çözmesi ve özgürlüklerin önünü açması şeklindeki vaatlerini samimi buluyor musunuz? Hayır propagandası ile amacından uzaklaşıyor diye mi düşünüyorsunuz?

VNA- Kemal Kılıçdaroğlu’nun türban sorununun çözümü ve özgürlüklerin önünü açması şeklindeki vaatleri;  samimi olsun olmasın, sonuca götürücü mahiyet taşısın taşımasın, önemlidir.

Bugüne kadar türbanla ilgili her yasa ve uygulamayı,  Anayasa Mahkemesine taşıma kuryesi olarak görev yapan bir partinin, o fuzuli gayretkeşlikten bu aşamaya gelmesini umut verici buluyorum. Cumhuriyet Halk Partisi, hakkındaki “Dine mesafeli, dindarlara kapısı kapalı, Fransız tipi laiklik anlayışının ve toplumu seküler hale getirme projesinin merkez üssü” algısını son dönemlerde değiştirmek için yoğun çaba sarf ediyor. Bu tutarlı ve yararlı bir çizgidir. “Dindar kitlelerle bütünleşme siyaseti” tutarlı bir siyasettir. CHP bu çizgisini sürdürürse, inançlı kitlelerle arasındaki buzların erimesini sağlayabilir.

Meseleyi türban meselesi olarak algılamayıp, topyekûn “Özgürlüklerin önünü açma projesi” temelinde ele almaya devam edilmelidir. CHP, Anayasa Mahkemesine gittiği sıklıkta, halka giderse… Derin devletle ilişki yerine “Derin Milletle” münasebeti seçerse… Ancak o zaman iktidar hayalleri kurabilir.

H.OKUR- Sizce mitinglerde anayasa değişikliklerinden çok, parti politikalarından bahsediliyor olması, maddeler üzerindeki tartışmalardan uzaklaşılması verilecek oyların içini boşaltır mı? Halk kanaatini neye göre kullanacak kanaatindesiniz?

VNA-Bugün bir anket yapsak, partilerin İl Bakanlarına “Değiştirilmesi öngörülen maddelerden beşini sayar mısınız?” diye sorsak… Ne gibi cevaplar alırız, dersiniz?

12 Eylül’de oylanacak olan “Anayasa” değil, partilerdir. Liderlerdir. 12 Eylül, iktidar için güven oylamasına dönüşmüştür. Muhalefet için de genel söylemlerinin ve “Muhalefet etme üsluplarının” oylamasıdır.

Halk “Partim ne derse o” mantığıyla sandığa gidecektir. Bu, AKP seçmeni için “Tayyip ne derse o” anlamına geliyor. Muhalefet için de aynı şey söz konusu. Kılıçtaroğlu açısından mesele daha da mühimdir, referandum çerçevesini aşan bir durumdur. Hakemin halk olduğu ilk siyasi yetkinlik, yeterlilik testidir. Delege takdirinden, halk takdirine adım atıştır.

Bu nedenle, referandumun ciddi siyasi sonuçları olacaktır. İktidarın aldığı oy, aşağı yukarı genel seçimde alacağı oyun işaretini verecektir. Muhalefet’in blok olarak alacağı oy oranından da bir sonraki seçimde nasıl bir iktidar tablosunun ortaya çıkacağını kestirmek mümkün hale gelecektir.  

 


Yazarın Önceki Yazıları
24.05.2010   Doku Mühendisliği Bölümü Açabilir miyiz?
21.07.2010   ORGAN NAKLİ MERKEZİ'NİN YENİ DÖNEMİ
28.07.2010   ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
09.08.2010   ADINA ERZURUM DEMİŞİZ
23.08.2010   ENER STRATEJİ MERKEZİNİN SON ÖNERİSİ